Din söz konusu olduğunda, ilk akla gelen İman’dır. İman denilince de, ilk düşünülen düşünülmesi gereken “Yaratan İnancıdır” Bu İnanç Dinin Ana Temelidir.
Dinle ilgil olduğunu düşünen her kişinin kafasında, O İnancı edindiği ortamla fazla farklı olmasa da “Sadece Kendisine ait olan, bir [Yaratan Tasavvuru]” vardır.
Kafalardaki bu İnançla, “Objektif Aklın Onayladığı [Yaratan İnancı]” Ne Ölçüde Paralelse; Kişileri / Toplumu o ölçüde Mutluluğa / Kurtuluşa götürür. Aradaki Açı ne kadar büyükse, o ölçüde Felakete sürükler. “Objektif Aklın Onayladığı [Yaratan İnancı] üzerinde” birlikte düşünelim.

--- Alemlerin Bir Yaratıcısı var mıdır?

“Düşünebiliyorum”  diyen bir Akıl sahibi için, bu soru artık geride kalmalıdır.
Ve sonraki soru:  “Yaratan’ı Nasıl tanırsak daha az hata etmiş oluruz?”  (Hatasız tanıyabilmenin imkansız olduğuna inanıyorum)

Kuran’da bu sorunun cevabı çok yerde verilmiştir. Fakat hemen hepsinde Ortak bir bakış açısı vardır.  “Size Peygamber ve Kitap gönderdim. Allah vardır ve birdir. İnanın” denilmemiştir.  Birçok değişik ne detay farkları ile tekrarlanan örnekler verildikten sonra;  “Aklımızı çalıştırmamız, düşünmemiz, yaratılanlara bakarak, Akıl Gözü ile, Yaratan’ı görmemiz, bulmamız”  istenilmiştir.

Kuran ve başka Kutsal kitaplardaki ayetlere ve ifadelere dayanmak yerine (bunun gereksizliği anlamında değil) bu bakış açısından bakarak; Yaratan’ı nasıl tanıdığımı, ve  -Bence- nasıl tanımamız gerektiğini ifade etmeye çalışacağım. Dilerim az hata ederim.

Çağımız; Kutsal kitapların indiği çağlara göre çok değişmiş, Bilim ve Teknik baş döndürücü bir hızla ilerlemiş ve hep artan bir ivme ile ilerlemektedir.  Bu günün insanının görebileceği, düşünebileceği akıl yürüteceği örnekler;  O çağlarda yaşayanların düşünebildiği; Gemi, Rüzgar, Bulut, Yağmur, Yağmurla yerin nasıl canlandığı vb.... örneklerin çok daha ötesindedir. 

Mikro yapı olarak; O zaman hiç bilinmeyen, daha sonra “bölünemez” denilen; Atomun yapısı çözülmüş, bölünebilmiş, sakladığı muazzam enerjiye ulaşılmış ve çeşitli amaçlarla kullanılmaktadır.  Genlerin yapısı / şifresi çözülmüş; çözülmeye ve kullanılmaya devam edilmektedir.  Makro / Mega yapı olarak; Uzay, uzay cisimleri arası uzaklıklar ve hareketleri / yörüngeleri çok hassas olarak hesaplanabilmektedir. Hayal edilemeyen yerlere ulaşılabilmektedir. Bilgisayar teknolojisi, on yıl önce hayal edilenin ötesindedir.  Bütün bunlar –ve sayılamayan milyonlarca örnek- Yaratan’ın Dilemesi, Bahşettiği Zeka ve Kabiliyetle Kullarının başarabildikleridir. Tüm bunları göz önünde tutan, “Düşünen Aklın”  ulaşacağı sonuç: “Yaratan’ın yaptıklarının, yapabileceklerinin Yaratılanınki ile ölçülemeyeceğidir.”

Sanırım, buradan da şu sonuçlara ulaşabiliriz:

1--  Yaratan’ın İlmine-Bilgisine bir sınır düşünülemez. Bilmediği, bilemeyeceği bir şey tasavvur edilemez.
2--  Yaratan’ın Gücüne-Kudretine bir sınır düşünülemez. Yapamayacağı bir şey tasavvur edilemez. Yapmayı dilemedikleri  “Yapamayacağı bir şey” anlamına gelmez.
3--  Tam ve Mutlak anlamda adalet sahibidir. Adaletsizlik yaptığı, yapacağı, yapabileceği düşünülemez. Bu “Adaletsizlik yapmaya gücü yetmez” anlamına gelmez.  Atomun yapısından tutun, Uzay ve tüm alemlerin yaratılışında  “O kadar müthiş bir DENGE” var ki,  Bu Dengeyi Yaratan’ın Adaletsizlik / Dengesizlik yapması düşünülemez.
Bu ilk üç Maddede açıklananları, Yaratan’ olmanın “Olmazsa olmaz” şartları olarak görebiliriz.
4--  Yaratan için bir Ön / O’nun Olmadığı zaman dilimi düşünülemez.  Düşünüldüğünde; Kim var etti? Daha önce başka Yaratan mı vardı? Soruları akla gelir. “Olmazsa olmaz” şartlarla çelişir.
5--  Yaratan için bir Son / Artık olmayacağı zaman düşünülemez.  Düşünüldüğünde; Kim son verdi? Yeni bir Yaratan mı gelecek? Soruları akla gelir. “Olmazsa olmaz” şartlarla çelişir.
6--  Bir Ön ve Son düşünemediğimiz Yaratan için, “İçinde olduğu / İçine sığdığı” bir Zaman dilimi ve Mekan da düşünülemez. Düşünemediğimiz ezelden, Düşünemediğimiz ebede kadar, hep var olmuştur, hep var olacaktır.
Hem bu Ana görüşleri açmak; Hem de, “Yaratan’ın yaptıklarının, yapabileceklerinin Yaratılanınki ile ölçülemeyeceğini”  göz önünde tutarak; Bazı konuları,  Bu bakış açısından değerlendirmek istiyorum.

Levhi-Mahfuz: Her şeyin yazıldığı / Kaydedildiği; bunlardan istenilenin, istenildiği an tekrar ortaya konulabileceği Bellek / Kitap. Herkesin / Her şeyin,  tüm hareketlerinin / Hesaplarının kaydı, sorgulanması?
Bu konuları 40 yıl öncesine kadar, kavramak ve anlatmak sanırım daha güçtü. Yaratan’ın sınırsız bilgisi ve Bilgisayar teknolojisinin bu günkü kapasite ve seviyesi düşünüldüğünde çok daha kolay anlaşılabilir ve anlatılabilir olduğu kanısındayım.

Yaratan’ın; Bilgisinin, Kudretinin ve Adaletinin sınırsızlığını birlikte düşünüldüğünde; “Zulüm yapmayacağını”; Kendi koyduğu kuralları (Sünnetullahı) bozmayacağını, Bozulmasına müsaade etmeyeceğini; görmek anlamak zor değildir sanırım. Geçmişten beri anlatıla gelen ve gelecekte de anlatılmasına devam edilecek olan; ve bu kuralları alt-üst eden, bitmez-tükenmez, Mucize ve Kerametler zincirine  –Kuran’da açıkça yazılan mucizeler dışında- inanmakla; “Daha kuvvetli iman sahibi mi oluruz, Yoksa imanımızı mı zedeleriz”  Bu konunun ciddi olarak değerlendirilmesi gerekmektedir.

Bilgisine, Kudretine ve Adaletine sınır düşünülemeyen Yaratan’ın yanında; Şefaatçiler, Yaratan’a yaklaştırıcılar / Aracılar,  İman koruyucularını da birlikte düşünebilmek(!?...)  Ne yönden bakılırsa bakılsın, hangi ifadelerle üstü örtülürse örtülsün, Bu, Yaratan’ın Yardımcısı-Ortağı olduğu, dolayısı ile Yaratan’ın Yardımcıya-Ortağa ihtiyacı olduğu anlamına gelir. Ve Şirktir.

Tekrar dirilmek ve Hesap Gününün varlığı:  Bu “Eşsiz Dengeyi” kuran, Sınırsız ve Mutlak Adaletin sahibi Yaratan’ın;  İnsanların; İyi ya da kötü, yaptıklarının hesabını görmeden, Karşılığını vermeden bırakması, bu Yüce Dengeye ve Mutlak adaletine aykırıdır. Düşünülemez.  Mutlaka bir hesap günü olacaktır. 
Hesap ve karşılık nasıl olacak?  Söylenebilecek Tek kesin ifade: “Mutlak adalete uygun olacaktır.”

“Az yanılmış olma” dileğimi tekrar etmek istiyorum.

Saygılarımla (ilk Yazım: 2005)

(NOT:  İnş. Konuyu, Kuransal boyutunu da içerecek şekilde, yeniden ele almayı düşünüyorum.)

Yorum ekle