Sayın BAYNDIR’ın, “Allah; Kulun İradesi ile yaptıklarını yapmadan önce bilmez” Anlamındaki ifadeleri üzerine, Sitesinin [Ziyaretçi Defteri] Bölümüne yazdığım;
-- ALLAH GELECEĞİ BİLMEZ Mİ?-(1) Ve
-- ALLAH GELECEĞİ BİLMEZ Mİ?-(2) (Sayın Bayındır'ın Çelişkide Israrı) Yazılarımla ilgili Yazışmalar aşağıda Değerlendirmenize Sunulmuştur. (Okumadıysanız Lütfen önce bu yazılarımızı okuyun.)
abayindirdiyor ki:
11 Şubat 2013, 07:23
İsmail Hüseyinoğlu
Allah’ın geleceği bilmediğini kim söyleyebilir. Neden ilgili ayetleri doğru onlama yerine kendi şartlanmışlığınıza göre anlamada ısarar ediyorsunuz. Şimdi lutfen İsra 59 ve Enfal 65-66. ayetler üzerinde uzun uzun düşünün
-----------------------------
İsmail HÜSEYİNOĞLUdiyor ki:
11 Şubat 2013, 12:26
Sayın Bayındır.
“Allah Geleceği Bilmez” İfadesi İki şekilde anlaşılabilir.
1-- Genel: Gelecekle ilgili hiç Bir şeyi bilmez.
2—Sınırlı: İnsanların Serbest İradesi ile Yapacaklarını “Yapmadan Önce” Bilmez.
(3. İhtimal varsa Siz Söyleyin.)
Evet, Video kaydınızda, “Genel Durum İçin” Açık bir ifade yok. Sanırım “Sınırlı durum da kastedilmedi” diyemezsiniz?
Yazımızda, İki durum da açık olarak ifade edilmiştir. (İfadelerinizin anlamı olarak)
[…* Allah, Geleceği / Kişilerin Serbest iradesi ile yapacaklarını Yapmadan Önce Bilmez …] denilmiştir.
Bu durumlar da dikkate alınarak daha detaylı cevap bekliyorum.
Saygılarımla
---------------------------
abayindirdiyor ki:
11 Şubat 2013, 12:51
İsmail Hüseyinoğlu,
Allah imtihan ettiği konularda kullarının başarılı olup olmayacağını önceden bilmez. Bunu her vesileyle kendisi söylüyor. Yoksa Elçi göndermesinin bir analmı olmaz.
--------------------------
İsmail HÜSEYİNOĞLUdiyor ki:
13 Şubat 2013, 10:30
Sayın Bayındır
– Kulların Serbest İradesi ile Yapmaya / Yapmamaya Karar verebilecekler konuda, İradelerin ne yönde kullanacaklarını; İradeleri “Yapma” yönünde olursa “Neticenin Ne Olacağını” Allah Önceden bilir mi?
– Kulların İradelerini kullanacakları her Eylem; aynı zamanda “İmtihan Edildikleri” bir olgu mudur?
– Allah’ın bilgisine, herhangi bir nedenle bir sınır getirilmesi; -Yazımızın başında verilen- “Allah’ın Her Şeyi Bildiği ….” Anlamındaki Ayetlerle Çelişmez mi?
--------------------------
abayindirdiyor ki:
13 Şubat 2013, 22:03
İsmail HÜSEYİNOĞLU,
İmtihan edildikeri konuda kulların iradeerini ne yönde kullanacağnı bilmediğini söyleyen Allah Teala’dır. Bunun çok sayıda ayetini size daha önce bildirmiştik. İmtihanı kazanana da kazanmayana da nasıl muamele yapacağnı Allah bilir. O konunun kuralını kendisi koymuştur.
Kulların iradelerini kullandıkları her eylem imtihan olmaz. Yeme, içme, yatma ve uyuma iradi eylemlerden dir ama imtihan konusu değillerdir.
Arapça’da şey, kendisi veya ölçüsü belli olana denir. İmtihan neticesinde insanın ne yapacağı belli olmadığından ona şey denmez. Lutfen sözlüklere bakın görürsünüz. Maduma şey diyenler bir kısım kelamcılardan başkası değildir. Başımıza bu çorabı örenler de onlardır.
--------------------------
İsmail HÜSETİNOĞLUdiyor ki:
14 Şubat 2013, 10:30
Sayın Bayındır
Türkçede, “Her Şey” İfadesi; daha önce konu sınırlaması yapılmışsa, “Konuya ait” sınırlama yapılmamışsa, “Akla gelebilen” (Her Şeyi) Kapsayacak şekilde kullanılır. Meal yazan kişilerde bunu bilme durumundadırlar.
Eğer, “Allah Her Şeyi Bilir…”Anlamında bir ifade kullanılmışsa, Bunun Anlamı; “Allah’ın Bilgisinin Her Şeyi Kapsadığı” demektir.
Tüm Bu Mealler Hatalı mıdır?
Olabilir. Biz bu ihtimali de düşünerek, Yazımızda; (Allah Her Şeyi Bilir…) İfadesi ile Allah’ın Bilgisine (Sınırlama) getirmenin Çeliştiğini belirttikten sonra;
[…-- Ya, bu Ayet(ler)e “Allah’ın Bilgisini Sınırlamayacak şekilde” Anlamlar vereceksiniz.
(Bu durumda iddianızın dayanağı kalmaz)
-- Ya da “Allah’ın Her Şeyi Bildiğini … vb.” İfade eden yukarıdaki(*) –ve birçok- Ayete, “Gelecek Hariç…” Anlamı çıkacak şekilde(!?) Mealler vereceksiniz. (Bunu yapabilir misiniz?)
-- Bunlar yapılamazsa, “Kuran’da Çelişki Yoktur” Prensibi de çiğnenmiş olacaktır …]
Demişiz. Bu Noktalara Cevap verilmedi.
………………………………………
(*)Araf 89 Kehf 91 Taha 98 Talak 12 …/Enam 59 Yunus 61 …./Hadid 22
--------------------------
abayindirdiyor ki:
14 Şubat 2013, 14:26
SAYIN İSMAİL HÜSEYİNOĞLU,
Var olana “şey” denmesi bir iddia değil, Arap dilinin gereğidir. Eğer vaktiniz olur da http://www.kurandersi.comadlı sitemizde kaderle ilgili sohbetlerimizi dinlerseniz bütün sorulara cevap vermeye çalıştığımızı görürsünüz.
Size Al-i İmran 142, Tevbe 116 ve Muhammed 31′i daha önce yazdığımı hatırlıyorum. Lutfen bir de “… belki” ile biten ayetler üzrenide düşünün. İsra 59 üzerinde de düşünürseniz memnun olurum.
--------------------------
İsmail HÜSEYİNOĞLUdiyor ki:
17 Şubat 2013, 18:56
Sayın Bayındır.
Bazı Ayetlere (Allah) “Bilinceye kadar … / Görünceye kadar …” şeklinde anlamlar vermek, Arapça Dilbilgisi kurallarına göre Doğru Olabilir. Bu anlamları “Durum Meydana gelmeden Allah Bilmiyordu ….” Şeklinde anladığımızda;
** Allah’ın her şeyi en iyi bildiği…; (Pek çok Ayet)
** Allah’ın Bilgisiyle her şeyi Kuşattığı …; (Araf 89 Kehf 91 Taha 98 Talak 12 …)
** Her şeyin (En küçük detayına kadar) Bir Kitapta Yazılı olduğu…; (Enam 59 Yunus 61 ….)
** Fiillerin Yaratılmadan önce Bir Kitapta Yazılmış olduğu…; (Hadid 22)
Anlamındaki Ayetlerle ÇELİŞMEZ MİYİZ…?
Bu Sorunun, Açık / Net / Kısa Cevabını Rica ediyorum.
--------------------------
abayindirdiyor ki:
17 Şubat 2013, 19:07
İsmail HÜSEYİNOĞLU,
Bu soruyu bana değil de Allah’a sorduğunuzun farkında mısınız? Allah’ın bilgisi ile ilgili ayetler benim sözlerim mi ki, bana itiraz ediyorsunuz. Allah’a, Allah’ın bildirdiği gibi inanmamakta israrınızın sebebi nedir? Size defalarca yazdım; Arapça’da olmayana “şey” denmez. Ya kendisi ya da ölçüsü var olana şey denir. Allah Teala imtihan ettiği insanların, imtihan gereği yapacaklarını önceden belirlemediği için onlar “şey” kapsamına girmez.
Kur’an ayetlerine göre “şey”in oluşum safhaları şöyle özetlenebilir:
(Yazının Devamı: 1-İrade 2-Kaderin Oluşumu 3-İlham 4-Allahın onayı 5-Kayda Geçirme 6-Şey’in oluşumu Konularını kapsayan bir makale eklenmiştir.)
--------------------------
İsmail HÜSEYİNOĞLUdiyor ki:.
21 Şubat 2013, 16:20
Sayın Bayındır.
Allah’ın Bilgisinin Sınırlandırılması konusunda, Son Cevabınızda:
[ Bu soruyu bana değil de Allah’a sorduğunuzun farkında mısınız? Allah’ın bilgisi ile ilgili ayetler benim sözlerim mi ki, bana itiraz ediyorsunuz. Allah’a, Allah’ın bildirdiği gibi inanmamakta israrınızın sebebi nedir?...] diyorsunuz.
-- (Allah’ın bildirdiği gibi inanmamaktan) Allah’a Sığınırım.
Fakat Bir Kulu Bu Şekilde İtham Etmek…? Düşünülmesi gereken bir şeydir sanırım.
Sizin dediğiniz Her Şeye değer verdim ve açık yüreklilikle cevaplar yazdım.
Fakat, Siz Benim Vurguladığım noktalara “Açık-Net” Cevaplar vermek yerine, bir Detay yakalayarak onun üzerinde durdunuz. Arapçada “Şey”in Anlamı” gibi.
Konuyu Son defa, mümkün olduğu kadar “Açık ve Özet” olarak ortaya koyacağım.
Arapça bilmeyen ve Kitabını Kitaplığındaki / Bilgisayarındaki Çevirilerden öğrenme durumunda olan;
-- [Kuran’da Çelişki Yoktur] Prensibini Kafasına yazan bir Kuran İnanırı düşünün?
-- [… Allah’ın her şeyi en iyi bildiği … / Allah’ın Bilgisiyle her şeyi Kuşattığı … / Her şeyin Bir Kitapta Yazılı olduğu… / Fiillerin Yaratılmadan önce Bir Kitapta Yazılmış olduğu… ] Anlamındaki Ayetlerle;
-- [Allah’ın Bazı Şeyleri Olmadan Bilmediği] Anlamında, [Allah Bilinceye / Öğreninceye kadar] Şeklinde Mealler verilen AyetlerinÇeliştiğini Düşünmekte haksız mıdır?
Haksız ise, Neden? Haklı ise, Çelişkinin giderilmesi için Yapılması Gereken;
-- Bu İki Gruptaki Ayetlerden birisindekilere diğer Gruptakilerle Çelişmeyecek şekilde Anlam verilmesi gerekmez miydi? Bizim Yazığımız / İstediğimiz de budur. Neden Bunu yapmadınız?
-- “Allah’ın her şeyi en iyi bilir…” Meali Yanlıştır. Doğrusu Şu’dur demediniz.
Cevabınız: [Size defalarca yazdım; Arapça’da olmayana “şey” denmez]
Bunun Cevabını daha önce vermiştim:
[ Türkçede, “Her Şey” İfadesi; daha önce konu sınırlaması yapılmışsa, “Konuya ait” sınırlama yapılmamışsa, “Akla gelebilen” (Her Şeyi) Kapsayacak şekilde kullanılır. Meal yazan kişilerde bunu bilme durumundadırlar. ]
Meal Okuyan bir Kuran İnanırı,“Bu Kelimenin Arapça Sözlükteki Çözümü Şudur” demek durumunda değildir.
Görmesi Gerekeni Ayetin Mealinde görebilmelidir.
Yine Yazmıştım: Bazı Ayetlere (Allah) “Bilinceye kadar … / Görünceye kadar …” şeklinde anlamlar vermek, Arapça Dilbilgisi kurallarına göre Doğru Olabilir. / Yaratan, Bazen “Mecaz ifadeler” kullanmıştır. “Allah’ın eli … İki eli de açıktır / Kürsüsü / Kulların Allah’a yardım etmesi …” vb. Ve Gelecekte Mutlaka olacak bazı Şeyler için, “Oldu” Anlamında ifadeler kullanmıştır.
Ekleyelim: “Secde” Kökü Türevleri, değişik anlamlara gelmektedir. Hepsini, “Allah’a Secde” gibi Secde etmek Anlamında aldığımızda büyük hatalara düşeriz.
“Bilinceye kadar … / Görünceye kadar …” Anlamı verdiğiniz Ayetlere, Görünür şekli ile, “Allah’ın Bilgisini Sınırlayıcı” Anlamlar verildiğinde, “Objektif Aklın Yaratan Tanımı” ile açıkça ters düşeriz. Bunun Kuran’ın genel bakış açısı ile de bağdaşmadığı kanısındayım.
Ziyaretçi Defterinize, 26/01/2013 de [ ALLAH GELECEĞİ BİLMEZ Mİ…? ] Başlığı ile astığım yazımda, Bu Çelişkilerin olmadığı Açıklamalar vardır. Okumamışsınız ya da değer vermemişsiniz. Kuran’ın genel bakış açısından bakıldığında, orada yazılanları savunma, Gerekçeniz ne olursa olsun, “Allah’ın Bilgisine Sınır Getiren” Görüşlerinizi Savunmaktan çok daha kolaydır sanıyorum.
Saygılarımla
--------------------------
abayindirdiyor ki:
21 Şubat 2013, 19:12
İsmail Hüseyinoğlu,
Biz cevaplarımızı sohbetlerimizde veriyoruz. Lutfenhttp://www.kurandersi.comsitemizdeki ilgili sohbetleri dinleyin. Bütün soruların ayrıntılı olarak cevaplanıdığını göreceksiniz.